Altı yıl önce NCLEX'e hazırlanmaya karar verdiğimde kızım daha bir aylıktı.
Oturup uzun uzun ders çalışmak gibi bir lüksüm yoktu. Elimde sadece öğle uykuları vardı. Geceleri bebeğim beslenmek için sık sık uyanıyordu, ben de uyuyamayan bir anneydim. Bebeklerin ilk ayları zordur — bilen bilir.
Çalışmaya karar verdim ama nasıl yapacağıma dair hiçbir fikrim yoktu.
"Önce konu çalışmasıyla başlarım" dedim, Saunders aldım. Kitabı elime aldığımda şok oldum: 1.000 sayfa. Bir bebeğin uyku saatlerinde 1.000 sayfa çalışmak imkânsızdı.
Kitabın tamamını bıraktım. Sadece önemli olduğunu düşündüğüm konulara baktım — onları da derinlemesine değil, hızlıca geçtim.
Sonra soru çözmeye başladım. Uzun süre böyle ilerledim: soruyu çözüyor, cevabın açıklamasını okuyor, oradan öğreniyordum. Konuyu okuyup sonra soru çözmüyordum. Soru çözerek konuyu öğreniyordum.
Çoğu zaman bir elimde bebeğim, bir elimde telefonum ya da iPad'im vardı. Beni sınava hazırlayan şey masa başına oturup çalıştığım günler değildi — bebeğimi uyuturken telefondan çözdüğüm sorulardı.
Toplamda 4,5 ay sürdü. Günde en fazla 2 saat — çünkü elimde olan tek zaman buydu.
Ve NCLEX'i ilk denemede geçtim.
Yıllar sonra fark ettim ki farkında olmadan kendime bir sistem kurmuşum: az ama doğru konu tekrarı → bol soru → yanlışlardan öğrenme → sadece eksiklere dönme.
Bugün Florida'da ara yoğun bakım hemşiresiyim. Haftada 3 gün çalışıyorum ve kurduğum hayattan memnunum.
O 4,5 ay, hayatımın geri kalanını değiştirdi.
Şimdi bu çalışma mantığını, Türk hemşirelerin takip edebileceği adım adım bir sistem haline getirdim.